İletişim Becerileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İletişim Becerileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Düşünürken Yaptığımız Sistemik Hatalar

Kaynak: İnternet
Genç adam babasına mutluluğun sırrını sorar.

"Pencerenin yanına git, dışarı bak ve bana neler gördüğünü ve gördüklerinin sana ne hissettirdiğini söyle." der babası.

"Sokağı, dolaşan, gülen, tartışan, alışveriş yapan, birbirine sarılan, kavga eden insanları görüyorum. Gördüklerim dışarıda bir yaşam olduğunu düşündürtüyor ve kendimi iyi hissediyorum. " diye cevap verir genç adam.

Babası tekrar sorar:

"Şimdi aynanın karşısına git. Gördüklerini ve hislerini bana söyle."

"Doğal olarak kendimi görüyorum ve sadece kendimi gördüğüm için yalnız hissediyorum. " der genç adam kafası biraz karışmış olarak.

"İki seferde de bir cam parçasına bakıyordun. Bana aradaki farkı söyleyebilir misin?" diye sorar yaşlı adam.

"Birincisinde dışarısını ve insanları görmemi sağlayan temiz bir camdan bakıyordum,

ikincisinde ise kendi görüntümü bana yansıtan arkası sırla kaplı bir camdan bakıyordum."

"İşte evladım, mutluluğun sırrı da burada yatar:

Eğer dışarıdaki insanlar ve kendi arana sırrın girmesine izin verirsen

sadece kendini görürsün."



Hepimizin ruhsal yapısı, genellikle yaşamda karşılaştığımız tüm sorunları çözümleyecek güçtedir.

Bizleri ruhsal açıdan zorlayan ve bazı rahatsızlıklara neden olan etkenler olaylara "bakış açımızda" yatmaktadır.

Yani sorun olayın kendisinde değil, o olayı anlarken (anlamlandırırken) yaptığımız düşünsel hatalardadır.

Bu tip düşünsel hatalar tüm insanlarda görülmektedir.

Ancak, depresyondaki veya diğer ruhsal sıkıntı içindeki kimseler

bu hataları çok sık ve yaygın olarak yapmakta

ve onları değiştirmek ellerinde değilmiş gibi algılamaktadırlar.



Aşağıda bu tip düşünsel hatalara örnekler verilmiştir.



SEÇİCİ ALGILAMA:

Bir durumun seçici olarak belli bir ayrıntısının algılanması, diğer önemli özelliklerin ise göz ardı edilmesidir. Geri plandaki olumsuz anlamlandırma nedeni ile olayların genellikle olumsuz detayları algılanmakta, olumlu detaylar gözden kaçmaktadır.



Örnek:

"Bugün her şey ters gitti. İyi giden hiç bir şey olmadı." (Gün içinde nötr veya olumlu pek çok olaya rağmen bir kaç olay tüm günün içinden seçilmiş ve bunlara göre genel bir değerlendirilme yapılmaktadır. )



"Sinemaya gitme teklifimi kabul etmedi. Benimle beraber olmak istemiyor." (Daha önce pek çok yere beraber gitmelerine rağmen, sadece bir teklifin reddi algılanmakta ve bu istenilmeyen birisi olduğuna ilişkin düşüncelerini pekiştirmektedir. )



"Sınıfta arka sıradaki iki öğrenci dersle ilgilenmedi. Ben başarısız bir öğretmenim. " (Dersle ilgilenen 20 öğrenci yerine sadece iki öğrencinin ilgisizliği algılanmaktadı r.)



AKIL OKUMA:

Karşımızdaki kişinin veya kişilerin zihninden geçenleri tahmin etmeye dayanan bir düşünce hatasıdır.

Eylemlerimiz ve duygularımızı tahmin ettiğimiz bu düşüncelere göre şekillendiririz.



Örnek:

"Bunları onu aşağılamak için söylediğimi düşünüyor."

"Terapistimi sinirlendirdim. Benim basit bir insan olduğumu düşünüyor.

"Söylediklerine kızacağımı bile bile anlattı."



ABARTMA:

Yaşanan olumsuz olaylardan kendisi, çevre ve gelecek ile ilgili abartılı sonuçlar çıkarmaktır. Ufak sorunlar bile tüm geleceğin kötü geçeceğine işaret olarak algılanmaktadı r.



Örnek:

"Gece uyuyamadım. Hastalığım iyice ilerliyor." (Bir gece uyuyamamak hastalığının iyice ilerlediğine işaret olarak algılanmaktadı r.)

"Bu işi başaramadım ve başarısız bir yönetici olduğumu düşünüp beni işten atacaklar."

"Gittikçe kötüleşiyorum ve dibe batacağım."

"Eğer düşündüklerimi söylersem karşımdaki kişi kırılır ve çok öfkelenir."

"Hata yaptığını söylersem mahvolur."

"O kadar saçmaladım ki daha kötüsü olamazdı herhalde."



KÜÇÜMSEME:

Olumlu olayları küçümseme. Kişinin başarıları şans eseri meydana gelmiştir. Kendisinin herhangi bir

etkisi olmamıştır. İnsanlar ona acıdıkları için onunla beraberdirler.



Örnek:

"Sınavdan iyi not almam önemli değil. Bunu herkes yapabilirdi. "

"Beni işte tutmalarının sebebi yaptığım işi beğendikleri için değil, başka kimse bulamadıkları için."

"Sevdiklerim bana acıdıkları için benimle beraberler."



AŞIRI GENELLEME:

Bir tek olaydan genel kurallar çıkartmadır. Genellikle bu tür düşünceler ve ifadeler içinde sık sık "her

şey, hiç bir şey, her zaman, hiç bir zaman, asla, hep gibi tanımlamalar geçer.



Örnek:

"Elime aldığım her şeyi berbat ederim, hiç bir işi doğru dürüst yapamam."

"Kimse bana saygı duymuyor."

"Hiç bir zaman bana 'aferin' denmedi."

"Herkes birbirinin kuyusunu kazıyor."



BİREYSELLEŞTİRME:

Çevrede olan olaylar veya kişilerle ilgili kişisel karşılaştırmalar yapılır veya kişisel bağlantılar kurulur.



Örnek:

"Beni görmeden geçti. Her halde onu kızdıracak bir şey yaptım."

"Düşüncelerini ne kadar kolay ifade edebiliyor. Ben ise sürekli saçmalıyorum."

"İnsanlar ne kadar rahat anlaşıyorlar, gülüyorlar, eğleniyorlar; ben ise aralarına karışamıyorum."



HEP YA DA HİÇ TARZI DÜŞÜNME

Olaylar, siyah- beyaz, iyi-kötü gibi iki uçta algılanır.



Örnek:

"Bir işi mükemmel yapamayacaksam hiç başlamam daha iyi."

"Bir hata yaptıysan bu iyi bir kariyer yapamayacaksı n demektir.."

"Bana âşık olmadığını söyledi. Beni önemsemiyor. Onun için bir hiçim."



KONTROL YANILSAMASI / AŞIRI SORUMLULUK

Kişi kendisini çevresindekilerin acılarından veya mutluluğundan sorumlu olduğunu hisseder.



Örnek:

"Hastamın iyileşmemesi benim suçumdu."

"Kardeşimin başına gelenlerden ben sorumluyum."

"Bayramda akrabalarımla bir araya geldiğimizde herkesin canı sıkıldı. Onları eğlendirmem gerekirdi. Benim yüzümden sıkıldılar"

"Televizyonun sesi çok açık, komşular rahatsız olabilirler. Sesi kapattırmam lazım. ( Kişi o sırada bir yılbaşı partisinde ve arkadaşının evindedir.)"



KEYFİ ÇIKARSAMA

Kanıt olmadan ya da aksi kanıt olduğu halde bazı sonuçlara ulaşma.



Örnek:

"Yetiştiremeyeceğimi bildiği halde beni zorlamak için böyle yapıyor."

"Beni basit bir kadın olarak gördüğü için benimle beraber olmak istemiyor."

"Duygularımı açıkça söylersem insanları kaybederim."

"Kadınlar sadece yakışıklı ve esprili buldukları erkekleri severler."



ETİKETLEME

Kişinin kendisini veya karşısındaki kişiyi bir davranışına dayanarak tutumu hakkında bir genelleme yapmak.



Örnek:

"Bana maaşımı geç ödedi. Cimri ve hep kendini düşünen bir insan."

"Anneme yardım edebilirdim. Ben bencil bir insanım."



DUYGUSAL KARAR VERME

Duygusal karar verme kişinin olay veya insanlar hakkında hissettiklerinin doğru olacağına inancından doğan düşüncelerdir.

Örnek:

"Bir insanı ilk görüşte onun iyi ya da kötü olup olmadığını hissedebilirim. "

"İnsanların onlar için kötü düşündüğümü anlıyorlar olabilirler( akıl okuma). İçimde bir suçluluk hissediyorum, dolayısıyla anlamış olmalılar.

Üstat

Bir üstat bir köyden geçerken herkes kendisine çok kötü şeyler söyler, hakaret ederler, üstat hiç tepki vermez. İnsanlar daha kötüsünü söylerler ve daha kötüsünü. En sonunda biri sorar: “O kadar kötü sözler söyledik ve daha fenalarını söylüyoruz hiç etkilenmiyorsun, birşey demiyor, üzülmüyor, kızmıyor ve kırılmıyorsun.”

Üstat der ki; yetişmeliyim, siz şimdilik görevinizi yaptınız ve bende size dinledim, işinizi çok iyi yaptınız, şimdi izin verin gideceğim yere gidip döneyip ve dilerseniz devam edin.”

Adamlar iyice şaşırırlar: "Peki neden etkilenmiyorsunuz?”

Üstat cevap verir:
"Benim huzurumu ve mutluluğumu sadece ben bozabilirim, kendimin efendisi kendimim. Beni kimsenin ve dışardan gelen hiçbirşeyin etkilemesine izin vermezsem bana kim ne yapabilir ki…

Sizi duydum, dinledim ve anladım, sizi olduğunuz gibi kabul ediyorum, lakin ben istemeden beni mutsuz etmenize izin vermiyorum, hepsi bu.”

Thoreau

Muhasebecimle nasıl geçinirim?

* Muhasebe için bir nobel ödülü olduğundan haberim yoktu!

Muhasebeciniz şirket kurmayı düşündüğünüz ilk andan itibaren çok önemli olan kişidir. Eğer iyi bir muhasebeciniz varsa (iyiden kastım sizi doğru yönlendirebilen, sadece işi teknik olarak bilen değil) hayatınız kurtulur. Teknik bilgiden yoksun ya da sizi boşlamış muhasebeciniz de sizi ilerde bekleyen vergi borçları ve davalara sürükler.

Öncelikle muhasebeciniz sizin hangi şirketi kurmanız gerektiği konusunda yönlendirir. Böylece hala kafanızda soru işaretleri varsa, onları aydınlatan kişi olacaktır.

Sizin için faturaları alabilir, vergi levhanızı alabilir ve vergi dairesindeki işlemlerden sizi kurtarabilir.

Vergi dairesinden gelen kişiyle nasıl konuşmanız gerektiğini ve neler yapmanız gerektiği konusunda da sizi bilgilendirir.

Sizi gereksiz masraflardan kurtarır. Örneğin ithalat ihracatı yapmayacaksanız sizi ticaret siciline kaydettirmez. (Gerçi bu durumda ünvanda alamazsınız)

Saha tecrübeleri fazla olduğu için (çok fazla firma ve iş gördüklerinden) sizin iş fikrinin tutup tutmayacağını da söyleyebilir. Özellikle sponsor arıyorsanız ve kredi alacaksanız ilk önce muhasebecinize danışmanızı söyleyebilirim. Onun cevabının aynısını vereceklerdir.

ve son olarak: siz o ay bir şey kazanamasanız da muhasebecinize ödeme yapmanız gerektiğini unutmayın. O sizin ne kadar kazandığınızla ölçülendirilen bir iş yapmaz. Bütçe planlarınıza bunu koymayı unutmayın.

Bunun yanı sıra bazı şeyleri yapmayacaktır, yapmadığı ama sizin yapmak zorunda olduğunuz şeyler için bilgi alın. Örneğin vergi borcunun yatırılması ve tabiki ne zaman yatırılması gerektiği gibi....

Bir Girişimci Macerası – İş Yerinden Ayrılmanın İncelikleri

Bir girişimci olmaya karar verdiniz ve kafanızda (aslında yazılı olsa daha iyi olur ama...) bir iş planı da yaptınız. İş Planının nasıl yapıldığını daha sonra detayları ile anlatacağım. Bir sonraki adımınız mevcut işinizden ayrılmak!

Bu konuyu iki başlıkta incelemek gerekiyor. İşin teknik boyutu ve duygusal boyutu.

Önce duygusal yönüne değinelim:

Çalıştığınız iş yerinde uzun süreler çalıştıysanız, ilk işinizse, aslında sizi zorlayan pek bir şey de yoksa ve maceraperest değilseniz işten ayrılmaya karar vermek uzun sürer. Karar vermek için kıvrandığınız sürede de etraftan görüşlerini almak istedikçe de aklınız karışır. Çünkü size söyleyecekleri şey "delirdin mi güzelim işinden ayrılıyorsun" olur.

Moralinizi bozdukları için bu kişilere homurdanmayın. Çünkü içlerinden geçen neden her ne olursa olsun doğru söyledikleri noktalar var. Neden böyle diyorum?

Böyle diyorum çünkü uyanın ve pencerenin diğer tarafına da bakın. Alacağınız riskleri yeniden değerlendirin.

- Eğer ki önceden bağladığınız ve size aylık "düzenli" olarak minimum yaşama koşullarınızı sağlayacak bir geliriniz yoksa ikinci defa düşünün. Plansız yola çıkıyorsunuz
- Eğer ki 1 veya daha iyisi 2 yıl boyunca sizi idare edecek (sizi ve yeni kurduğunuz işi) birikiminiz yoksa ikinci defa düşünün. Yapmayı düşündüğünüz iş en kolay iş bile olsa oturması ve size gelir getirmesi 1 yılı bulacaktır.
- Eğer ki riskli bir yaşantınız varsa, (hasta yakın akrabalar, riskli bir işi olan eşiniz, eğitim giderleri olan çocuklar vb gibi ) ikinci defa düşünün. Çünkü bir birikiminiz olsa bile ani para çıkışları sizi zorlayacaktır.
- Eğer ki bir maddi destekçiniz yoksa iki defa düşünün. Çünkü insanlar bundan sonra sadece zeki olduğunuz için size ödeme yapmayacaklar.
- Eğer ki kolay sıkılan, bıkkın, koşturmacayı sevmeyen, rekabeti sevmeyen, satmak için işin peşinden gitmeyen ve insanları sevmeyen bir yapınız varsa ikinci defa düşünün. (vazgeçin demiyorum, çünkü insan davranışını isteklerine göre değiştirebilir.)

Bunların yanı sıra vazgeçip maaşlı işe dönmek istediğiniz de eski işinizin olanaklarını sağlamayan bir işe ya da pozisyona yerleştirilmenizde mümkün. Yani aynı yere dönemeyeceğinizi de bilin. Öte yandan burası Türkiye ve kriz eksik olmuyor. Yani uzun süreler iş de arayabilirsiniz.

Belki siz işinizden nefret ediyorsanız, çalışma şartlarınız kötüyse işten ayrılma kararı kolay gelecektir. Yine de iş yerinden ayrılırken kimseyi kırmamaya özen gösterin. Olur da bir gün onlara bir şey satmak veya yardım isteyebilirsiniz çünkü...

Uzun süreli bir yerde çalıştıysanız ve ayrılma düşleri başladıysa muhtemelen kıdem ve ihbar tazminatlarınızın peşine düşmek isteyeceksiniz. Bu da işin teknik yönü zaten.

4857 sayılı İş Kanunu bu konuda bir rehberdir ve kanunda her şey tek tek belirtilmiştir. Bu kanunu pek çok yerden okuyabilirsiniz.

Kıdem tazminatınızı alabilmeniz için iş verenin sizi işten çıkarması veya haklı nedenle iş akdini feshetmeniz gerekiyor.

Haklı nedenle iş akdinizi feshetmek ve kıdem tazminatınızı alabilmeniz için şu seçenekleriniz var:

- Kadınlar evlendikten 1 yıl içinde işten ayrılırsa kıdem tazminatlarını alabilirler
- Erkekler askere giderken kıdem tazminatlarını alabilirler
- Sağlık Sebepleri: İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa
- Ahlak ve İyi Niyet Kurallarına Uymayan Haller ve Benzerleri (işçinin kandırılması, dolandırılması, yalan bilgi verilmesi, cinsel taciz, hakaret, suça teşfik veya zorlama, ücretin az veya ödenmemesi gibi nedenler) İspat etmek zorunda olduğunuzu unutmayın!
- Zorlayıcı Sebepler: İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını geciktirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa

Bunlardan dolayı ayrılırsanız kıdem tazminatınızı alabilirsiniz, ancak ihbar tazminatınızı alamazsınız.

Kendi isteğinizle işten ayrılırken ihbar süresini unutmayın. Yoksa kıdem tazminatını siz ödemek zorunda kalabilirsiniz :) Çoğu iş yeri zaten ben gideceğim dedinizde kapının önünde durmazlar.

Eğer ki işveren sizi işten çıkardıysa ve bu nedenler işveren tarafından haklı nedenler dışında bir nedense tazminatınızı alabilirsiniz. Yani iş yerinde küçülme olması, bölüm kapatılması, kriz nedeniyle işyerinin küçülmesi veya verimsiz çalıtığınız gibi nedenlerdir. Bunun dışında sizi işten atması için işe geç gelme, kanuni süreyi aşacak şekilde işe nedensiz gelmeme, işverene hakaret, iş yerinde çalışmama veya özel şeyler için zaman ayrılması gibi durumlarda işveren size bir şey ödemez!

İşverenin sizi işten çıkardığı durumlarda ihbar süreleri vardır. Eğer ki ihbar süresinden önce sizi göndermek isterse bu sürelerin karşılığına gelen ücretinizi verip gönderirler. Süreler:

0-6 ay için iki hafta
6 ay-1.5 yıl için dört hafta
1.5 yıl-3 yıl için altı hafta
3 yıl ve üzeri için sekiz hafta

Eğer yapabiliyorsanız işvereninizle anlaşın ve bir şekilde dostça ayrılmaya çalışın. Bu sizin ve gelecekteki işleriniz için iyi bir referans olur.

Sadece burada yazdıklarıma aldanıpta daha detaylı bilgi edinmekten kaçınmayın.

Burada yazdıklarımın sadece kişisel veriler olduğunu unutmayın. İş kanunu okuyun ve gerekiyorsa bir avukata danışın lütfen. İşinizi sağlam kazığa bağlamayı unutmayın!

Çalışma Hayatında Huzur ve Güven

Genel inanışa göre, iş ile ilgili yaşanan tükenmişlik duygusu kişinin kendi ihmal ve kusurlarından
kaynaklanmaktadır.

Ancak yapılan son araştırmalara göre, bu inanış artık geçerliliğini kaybetmektedir. Aşağıda, işte yaşadığınız sıkıntıyı bitirip, çalışmaktan aldığınız keyfi arttıracak bir kaç öneri sıralanmıştır.

Julie, öğrencilerin çok sevdiği bir sekizinci sınıf öğretmeniydi. Oldukça dışa dönük bir insan olan Julia, velilerin çocuklarının öğretmeni olması için yarıştığı, okul yönetiminin de performansını hep en iyiler arasında değerlendirdiği biriydi. Ancak bir gün, bu düşüncelerin hepsini kaybetti. Kendisiyle görüşmek isteyen çok ısrarcı bir veliye, sınıfta öfke içinde bağırıp çağırmıştı.

Veli, “Çocuğum çok başarısız ve bu sizin suçunuz” demişti. Julie’nin verdiği cevap ise, “Velilerin bunda hiç suçu yok öyle mi?” olmuştu. Julie, bu olaydan sonra istifa etmeye karar verdi. Her gün yaşadıkları, zorlanan bir çocuğa yardımcı olmak ya da bir veli görüşmesi yapmak artık onu çok sıkıyordu. Bir gün kendi kendine “Artık buna dayanamıyorum. Burada ter dökmek yerine başka bir şey yapmalı, yaşamaya bakmalıyım” dedi.

Tükenme, günümüzde işyerlerinde karşılaşılan ciddi bir problem haline gelmiştir. Çoğu şirket küçülmeye giderek, dış kaynaklara yönelerek ve yeniden yapılandırmalar yaparak çalışanlarını stres, güvensizlik, değersizlik ve yabancılaşma gibi hislere itmektedir. Mutsuz çalışanların oluşturduğu fatura ise, hem şirketler ve hem de çalışanlar için oldukça yüksek olmaktadır. Çünkü tükenmiş çalışnalar, ellerinden gelenin en iyisini yapmak yerine, minimal düzeyde performans sergilemektedirler.

Çalışma yaşamı içinde, tükenmişlik kişinin kendi hatası olarak görülmekteydi. Tükenme yaşayan kişilerin yeterli olmadıkları ya da tutumlarında bir uyumsuzluk olduğu düşünülmekteydi.

Şu an eldeki veriler ise, bilinenin tam aksi yönüne işaret etmektedir. Araştırmacılar, son 20 yılda,tükenme üzerine yoğunlaşarak bir çok anket uygulamış, bir çok çalışma yapmış ve Maslach Tükenmişlik Envanterini geliştirmişlerdir. Bu envanter ile de insanların İşleri ile ilgili olarak neler hissettiklerini ve birlikte çalıştıkları kişilerle nasıl ilişkiler kurduklarını görmeye çalışmaktadırlar.

İstatistiki analizler, göstermiştir ki; insanların tükenmiş hissetmelerine sebep olan şey, birlikte çalışılan kişiler değil; çalışma ortamlarıdır. İşyeri, yapılacak işin insani yönünü gözden kaçırıyorsa ya da insan üstü bir emek gerektiriyorsa, çalışanlar kendilerini aşırı yoğun, bitkin ve tabi ki de tükenmiş hissedeceklerdir. Tek başına, kişinin kendi kendisini geliştirme çabası da bu noktada işe yaramayacaktır.

Eğer siz de çalıştığınız işin sizi boğmaya başladığını hissediyorsanız, size daha uygun bir çalışma ortamı oluşturabilmek için işvereniniz ile ne tür bir anlaşma yapmanız gerektiğini düşünmeye başlamalısınız.

Yapılan son araştırmalar, çalışan mutluğubu meydana getiren 6 adet kilit noktaya dikkat çekmektedir: Altından kalkılabilecek ölçüde iş yükü, kontrol hissi, ödüllendirilme imkanı, sosyal hissetmek, iş yerindeki adaletten ve paylaşılan değerlerin ortaklığından emin olmak. Bu sayılanlar çalışma ortamınızda oldukça, işinizle ilgili tükenme yaşamayacağınız söylenmektedir.

1. İş Yükü:

Tükenme: Yapılacak işin çok fazla olması, buna karşın zamanın ve kaynakların yeterli olmaması, çalışan kişiyi bunaltacak ve kapasitesinin dışında efor sarfetmesine sebep olacaktır.

Sakin olun: İş yükü, kontrol edilebilecek ve düzenlenilebilecek bir durumdur. Gerekli ayarlamaların yapılması da ,size işinizin gereklerini tam olarak yerine getirebilme ve hatta yeni fırsatlar için atılımda bulunabilme imkanı sunan bir ortam meydana gelmesini sağlayacaktır.

2. Kontrol:

Tükenme: Katı yönetim politikaları ya da kaotik bir çalışma ortamı çalışnaların ellerindeki işe odaklanmalarını engelleyecek ve verimi düşürecektir.

Sakin olun: İş yerinde üstlendiğiniz projeler hakkında karar verme, problem çözme ve olası sonuçları değerlendirme yeteneklerini kullanma hakkınız her zaman bulunmaktadır.

3. Ödül:

Tükenme: Belki aldığınız maaş düşükya da belki hiç bir zaman iş vereniniz size zam vermekten bahsetmedi.. bu durum da size yaptığınız işin değersiz olduğunu hissettirmekte. Mutsuz ve tatminsizsiniz.

Sakin olun: Geliriniz daha yüksek olduğu zaman işinizle daha fazla gurur duyacaksınız. Yaptığınız iş dehem size hem de çevrenizdekilere daha değerli gelecektir.

4.Sosyallik:

Tükenme: Çalışma arkadaşlarıyla yaşanan gerginlikler size öfke, korku, kaygı ve şüphe gibi şeyler hissettirecektir. Ancak, çalışma arkadaşlarınızdan uzak durmanız da onaylanacak bir davranış olmayacaktır.

Sakin olun: Sevdiğiniz ve saygı duyduğunuz kişilerle fikirlerinizi paylaşın, konuşun ve şakalaşın. Bu sayede çok daha yoğun bir motivasyon, takım ruhu ve destek sağlayabilirsiniz.

5. Adalet:

Tükenme: İş yerinizde, bir yandagerçekten çalışan, bir yanda ise oturduğu yerden para kazanan insanların bulunması olasıdır. Ya da belki çalıştığınız şirket zamları ve terfileri dengesiz biçimde uyguluyordur. Dengesizlik hangi konuda olursa olsun, bu durum size kendinizi değersiz ve güvensiz hissettirecektir.

Sakin olun: Ofis içersindeki saygı ve adalet, sizin kişisel olarak insani değerinizi de etkiler, bu bir gerçektir. Çalışanlar arasındaki temel saygı ise, birliktelik hissiyatını veren temel öğelerden biridir.

6.Değerler:

Tükenme: Kimi zaman işleri, çalışanların etik olmayan ya da kendi kişisel değerleriyle çelişen davranışlarda bulunmasına sebep olabilmektedir (satışları arttırmak için bir tezgahtarın yalan söylemesi gibi). Kişi kimi zaman kendisini, çalıştığı şirket söylediklerinin tam zıttı yöne atılımlarda bulunduğunda, çatışan değerler karşısında bulabilir. Her iki halükarda da, çalışanın, yaptığı işle ilgili olarak kendisini kötü hissetmesi sıklıkla karşılaşılan bir durum olacaktır.

Sakin olun: Yaptığınız iş sizin için bir anlam taşıdığı ve kişisel değerlerinizle örtüştüğü zaman, işiniz vasıtasıyla edindiklerinizden daha fazla tatmin olur ve gurur duyarsınız.

Tükenmenin Önlenmesi

-Bir kişiden başlayın: Tüm iş yerinizi tek başınıza değiştiremezsiniz ama bir liderlik rolü üstlenerek iyi bir başlangıca vesile olabilirsiniz. Bu da şu anlama gelmektedir: Araştırma yapmalı, diğerlerini de yanınıza katarak işbirliğine geçmelisiniz. Bu sizin açınızdan çok fazla emek ve kararlılık gerektirecek bir durum olacaktır. Aynı zamanda eleştirilme riski de her zaman bulunacaktır. Bunu hiç aklınızdan çıkarmamalı ve zorluklardan yılmamalısınız, çünkü sonuçları buna değecektir.· Durumu bir grup projesi olarak ele alın: İstediğiniz etkiyi yaratabilmek için, sizin gibi düşünen iş arkadaşlarına ihtiyacınız vardır. Oluşturduğunuz grup öncelikle hangi sorunlar üzerinde durulacağına dair bir fikirbirliğine ulaşmalıdır. Sonrasında ise, bu sorunları çözmek için bir öncelik sırası konusunda anlaşılmalıdır. Bu aktivite planı içinde grup üyeleri birbirini desteklemeli, ve değişime hazır olunmalıdır.

· Hareketi durdurmayın: Bir seferde tek problem üzerinde durun. Tükenmişliği meydana getiren bir etken seçip bunun olası çözümlerini gözden geçirin. Elde ettiğiniz sonuçlar sizi oldukça şaşırtacaktır. Çünkü yukarıda bahsettiğimiz bu altı adım, birbiriyle bağlantılı etkilere sebep olacaktır. Birisi üzerinde kaydettiğiniz ilerleme, diğerlerinde de gelişmeler görmenizi sağlayacaktır. Sorunlarınızı dürüst ve adilce çözmek, birbirinize olan bağınızı da güçlendirecektir.

· Süreçteki gelişimi vurgulayın: Problem çözme süreci, mutlu sona ulaşmaktan daha önemli bir yerde durmaktadır. Önemli olan sürekli ilerlemeye yönelik fikirler oluşturmaktır. Çünkü tam sorunu çözdüğünüzü düşündüğünüz anda, sonraki zamanlarda bir başka engelle karşılaşabilir ve aslında problemi çözememiş olduğunuzu fark edebilirsiniz. Bu noktada ihtiyacınız olan şey, ileriye dönük ilerleyen bir temel oluşturabilmektir. Saydığımız altı etken üzerinden geçerek tükenme potansiyelinizi ve oranlarınızı kontrol etmeyi bir alışkanlık haline getirin. Bir kez başladığınız zaman, süreç kendiliğinden bir yol çizerek sizi değişime ulaştıracaktır.

Kaynak: http://www.veritaspsikiyatri.net/

bir kitap "blink"

Birini ilk kez gördüğümüzde ilk üç saniyede edindiğimiz bir fikir vardır hani ve genelde bu edinilen fikir doğrudur veya çok beğendiğimiz bir araba, bir kıyafeti ilk gördüğümüzde hissettiklerimiz ve bu ilk andaki "blink"in doğruluğu ve farklı insanların farklı sezgilere sahip olmaları ... kitabın adı "Blink" ve bu ilk iki saniye hakkında "Thinking without thinking" diyor.

Yazarı Malcom Gladwell, 1963 İngiltere doğumlu, Jamaika'lı bir anne ile İngiliz bir babanın çocukları.

Kitap hakkında yorumları arka kapaktan maalesef ingilizce olarak aktarıyorum;

An art expert sees a ten-million-dollar sculpture and instantly spots it's a fake.
A marriage analyst knows within ten minutes whether a couple will stay longer.
A fire fighter suddenly senses he has to get out of a blazing building.

This book is all about those moments when we "know" something without knowing why. Here Malcolm Gladwell, one of the world's most original thinkers, explores the phenomenon of "blink", showing a snap judgment can be far more effective than a cautious decision. By trusting your instincts, he reveals, you'll never think about thinking the same way again....

" Trust my snap judgments buy this book : you'll be delighted" The New York Times

Kitabı henüz bitirmedim ama keyfile okuyorum, okumayanlar varsa paylaşmak istedim.

Sevgiler,
Müge

Zor İnsalarla Baş Etmenin Yolları - Kitap Özeti

Zor İnsanlarla Baş Etmenin Yolları kitabı Boyner yayınlarından çıkmış çok başarılı bir kitap. Ben ilk bu konularla ilgilenmeye başladığımda katıldığım bir eğitimde eğtimcimiz bu kitabın çok faydalı olduğunu söyleyip ilgimizi çekmişti.

Bende kitabı okudum ve uygulamaya da koydum. Gerçekten çok faydasını gördüğüm zamanlar oldu. Sizin için de bir özetini hazırladım:

http://www.geocities.com/fbanucelik/zorinsanlar.pps


Zor İnsanlarla Baş Etme Yolları
Dr. Rick BRINKMAN & Dr. Rick KIRSCHNER
Boyner Yayınları