Bilgi - Tanıtım - Altı Üstü Tasarım

Size bugün Mehmet Doğan'ın blog'undan bahsetmek istiyorum. (Aslında blog'un özelliklerini aşmış bir sitesi var. )

Mehmet Doğan hakkında kısa bir bilgi:

"Ben. Mehmet Doğan. Ben, bir üniversitenin bilgi işlem departmanında bulunan Web Geliştirme Bölümünün müdürlüğünü yapmaktayım ve burada yazdıklarım tamamen benim kişisel fikirlerimdir, çalıştığım kurum ya da bölüm ile en ufak bir ilişkisi yoktur."

Peki blogda ne var?

"Türkiye'de bilişim teknolojilerinde bir standart yok. Birçok konu, tartışılmadan, sorunlar çözülmeden, diğer sorunlarını çözmüş, sorularını sormuş devletlerin kullandığı teknolojileri kullanıyoruz. Neyi nasıl kullanmamız gerektiğini öğrenip, bilişim teknolojileri sektörüne yönelik bir standart oluşturmamız gerekiyor. İşte, bu konuların tartışılabileceği bir alan yaratmak için yazıyorum."

işte bu da blog'un adresi: http://www.unbf.ca/altiustu/arsiv/2006/11/guenuen_modas_s.php

kişisel notum: insan davranışları hakkında çok faydalı bilgiler veriyor!

YAPAY ZEKA


İnsanoğlu kendi gibi akıllı ancak insan yapımı yani yapay varlıkların yaratılması konusunda çok uzun yıllardır çeşitli çalışmalar gerçekleştiriyor. Gelişen teknolojiyi “akıllı” hale getirmek günümüz yapay zeka araştırmacılarının en önemli hedeflerinden bir tanesidir. Ancak yapay zeka çalışmalarının temelinde insan zekasının işleyişinin ya da beyin fonksiyonlarının tanımlanması yatmaktadır. Bu temelden hareketle yapay zeka, insanın zihinsel yeteneklerini, bilgi kazanma, öğrenme ve buluş yapmada uyguladıkları strateji ve metotları araştırarak, insana özgü bu özelliklere sahip yapılar oluşturmaktır.

Yapay zeka kavramının tarihçesi 1950’lere uzanır. 1956 yılında çalışmalarını Princeton Üniversitesi’nde sürdüren John McCarthy Marvin Minsky, Shannon ve Rochester’le birlikte Dartmouth’da bir konferans düzenlemiş ve McCarthy, yeni türettiği Yapay Zeka (Artificial Intelligence) ismini, konferansa ad olarak önermiştir. Bu toplantıda bir çok çalışmanın temelleri atılmakla birlikte, toplantının en önemli özelliği Mc Carthy tarafından önerilen Yapay Zeka adının konmasıdır. İlk kuram ispatlayan programlardan Logic Theorist (Mantık kuramcısı) burada Newell ve Simon tarafından tanıtılmıştır.

Günümüzde belirli sınırlar içinde de olsa bağımsız ve özgün hareketler sergileyebilen yapay zeka örnekleri üretilebilmektedir ancak bugünkü teknolojilerin uzantısı olarak bilgisayarların yapabileceği tek şey kendilerine verilen algoritmaları yerine getirmektir. (Özaktaş 1998) Algoritma her biri açık bir şekilde tanımlanmış işlemler dizisini ifade eder. Öyleyse bir bilgisayarın bir şeyi yapıp yapamayacağı, o şeyin algoritmaya indirgenip indirgenemeyeceğine bağlıdır denebilir. Dolayısıyla bilgisayar sadece belirlenmiş davranışları sergileyebilir ve sadece davranışı sergilemek gerçekten öğrenme olduğu anlamına gelmeyebilir.

Gelişen teknolojiye bakıldığında “gerçekten öğrenen” ya da “insan gibi davranan makine yapılabilir mi?” sorusu olumlu ya da olumsuz bir yanıt bulabilecek gibi görünmekle birlikte yapay zeka teknolojisi kullanılarak bazı uzman sistemlerin hayata geçirildiği de görülmektedir. Bilginin organize edilmesi ve dağıtılması konusunda çalışan bu sistemler “Karar Destek Sistemleri” olarak da adlandırılırlar.

Bunların dışında yapay zeka teknolojisi kullanılarak satranç ya da benzeri strateji oyunları da geliştirilmiş ve insan zihnine rakip olarak görülmeye başlamıştır.

Yapay zekanın hedeflenen biçimi ile gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine ilişkin görüşler karşılıklı söylenmekle birlikte, insanı salt molekül ya da davranış yığını olarak görmeyip, insanı insan yapan bir “öz” ün var olduğu gerçeğini kabul edenler için bilgisayar bir makine olmaktan öte geçemeyecektir.

Öznur Toper

Özlü Bir Söz


Rekabet dünyasında iki seçeneğiniz vardır:
  • Kaybedebilirsiniz.
  • Ya da kazanmak istiyorsanız, değişirsiniz.

Lester C. Thurow

Muhteşem Bilgi Deposu Bellek

İnsanoğlu öğrendiği bilgileri belli bir yerde depolama yeteneğine sahiptir. Bu yetenek, edinilen bilginin doğru zaman ve yerde kullanılması adına bireye hizmet eder. Etrafımız uyarıcılarla doludur ve duyu organlarımıza ulaşan bu uyarımlar insan beyni tarafından anlamlı hale getirilir. Bu anlamlı hale getirme sürecine Algı adı verilir ve algılar gruplanarak belleğe kaydedilirler.

Bellek Türleri

1. Duyusal Bellek

Duyu organlarına gelen ilk saniyelik uyarılar Duyusal Bellek alanına kaydolur. Bu sürece Duyusal Kayıt adı da verilir. Bilgiyi depolamanın önemli bir aşamasıdır. Burada işleyen süreçlere uygun olarak hangi bilginin bir sonraki aşamaya yani kısa süreli belleğe geçeceği yine saniyelik zamanlarla belirlenir.

2. Kısa Süreli Bellek

Kısıtlı miktarda bilgiyi yaklaşık 20 sn.lik bir süre depolayabilen bu bellek türü tamamen geçicidir. Hiç durmaksızın sürekli çalıştığı için çalışan ya da işleyen bellek olarak da adlandırılmaktadır. Burada edinilen bilgi tepki olarak davranışa dönüşebileceği gibi, uzun süreli belleğe de gönderilebilir.

3. Uzun Süreli Bellek

Yeni gelen bilginin sürekli olarak depolandığı bellek türüdür ve kapasitesi sınırsızdır. Burada yeni gelen bilgi eski bilgiler ile örgütlenerek depolanır. Yani yeni gelen bilgi ne kadar çok uyarıcıyı içinde barındırarak gelmiş ise hatırlanması o kadar kolaylaştıracaktır. (renk, ses, koku vb..)

Bir telefon konuşması esnasında karşı tarafa sorduğunuz bir telefon numarası size söylendiği anda kulağınıza gelen bir uyarım oldu ve bu bir saniye içinde kısa süreli belleğe gönderildi. Telefonu kapattınız ve numarayı tuşlamaya başlayacaktınız ki yanınızdaki kişi kiminle konuştuğunuzu sordu, ona yanıt verip yeniden telefona döndüğünüzde 20. sn lik kısa süreli bellek zamanını açtınız ve numara aklınızdan uçup gitti.

Şimdi sahneyi baştan alalım. Telefon numarası kulağınıza geldi, kısa süreli belleğe aktarıldı ve telefonu kapatır kapatmaz numarayı bir yere not ettiniz üstelik son 2 rakamının da arabanızın plakasının son iki rakamı olduğunu fark ettiniz. Rakamı birkaç kez tekrarladınız ve telefona tuşladınız. Artık büyük olasılıkla numara uzun süreli belleğinizde.Beynin bilgiyi depolama ve kullanma yetisi gerçekten çok temel ve muhteşem bir olaydır. Bilgiyi beyne doğru biçimde depolamak öğrenilenlerin doğru biçimde hatırlanması açısından oldukça önemlidir. Bu tıpkı bazı anahtar sözcükler kullanarak bir yazı aramaya benzer. Bilgiyi zihninize kaydederken ne kadar çok anahtar sözcük kullanırsanız, bilgiyi ararken o kadar şanslı olursunuz.

Bu sebeple öğrenme deneyimleri oldukça aktif olmalıdır. Öğrenme sırasında sunulan aktiviteler mümkün olduğunca fazla duyu organına hitap etmeli ve bireyi, bilgiyi doğru bir biçimde oluşturmaya ve depolamaya yönlendirmelidir.

Beynimizin nasıl çalıştığını bilirsek onu o kadar doğru kullanabiliriz. Unutmayalım ki kapasitemiz düşündüğümüzden çok daha fazla.

Öznur Toper

Profesyonel Yaşamda Kişisel Gelişim - Zeynep Olçetin (Ernst & Young Eğitim Danışmanı)

Kişisel Gelişim Eğitimleri

Şirketlerin belirlemiş oldukları yetkinlikleri çalışanlarına kazandırmak ve bu yetkinliklerini iş performanslarına yansıtmalarını sağlamak amacıyla sağladıkları eğitim faaliyetleri konularına göre çeşitlilik göstermektedir. “Kişisel Gelişim Programları”, diğer bir deyişle “soft-skill” olarak adlandırılan bu eğitimler, ağırlıklı olarak temel yetkinlikleri konu almaktadır. Ürün/hizmet kalitesi, çalışanların firmaya bağlılığı ve müşterilerin memnuniyeti gibi kurumsal performans göstergelerinde verimliliğin artırılması, kişilerin kendilerini tanıyarak hedeflerini belirlemelerini sağlamak, ilgili konularda farkındalıklarını artırmak, becerilerini geliştirmek ve istenen davranışları sergiler hale gelmeleri hedeflenmektedir.

Teknik eğitimler çalışanın iş bilgisini ve becerisini geliştirirken, kişisel gelişim alanında alınan eğitimler, işlerin yapılması sırasında daha doğru kararlar alınmasını, problemlerin etkin bir şekilde çözülmesini sağlar; değişime ayak uydurulmasını kolaylaştırır, şirket içi iletişimi güçlendirir ve yaratıcılığı geliştirir.

Bu açılardan bakıldığında, çalışanların motivasyonunun sağlanması noktasında, kişisel gelişimin eğitimler aracılığıyla desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.“Kişisel Gelişim” kavramı, Batı’da resmi eğitimin bazı noktalarda geliştirilmeye açık olan yönlerinin farkedilmesinin ardından, insanın yapısı ve gelişimi hakkındaki bilgilerin aktarılmaya başlanmasıyla ortaya çıkmıştır.

Kişiler iş hayatına atıldıklarında, kendilerinden beklenen performansı sergilemek ve ortaya çıkan sorunlarla mücadele ederek hedeflerine ulaşmak zorunda kalmaktadırlar. Bu durumlarda kişiler, resmi eğitimleri sırasında kendilerine aktarılan bilgileri uygulamaya geçirebilmek ve performanslarına yansıtabilmek için “insan”ı konu alan bu eğitimlerden faydalanmaya başlamışlardır. Kısa sürede, bu ihtiyacı karşılamak doğrultusunda, iş dünyası ve geniş halk kesimlerine yönelik eğitim programları hazırlanmış ve hacimleri gitgide artmıştır. Kişiler de, bu eğitimlerden edindikleri bilgi/beceri/tutumları uygulayarak başarılı sonuçlar elde edebilmeyi öğrenme sürecini yaşamaktadırlar.

Günümüzde, şirketler tarafından sıklıkla talep edilmekte olan “Kişisel Gelişim” programları başlıkları ve eğitimlerin hedefleri özet olarak şu noktalardan oluşmaktadır:

Uygulamalı Sunum Teknikleri

İş hayatının önemli bir parçasını oluşturan sunumlar sırasında temel hedef, dinlenebilirliği artırmak ve bu doğrultuda, akıcı ve amaca yönelik sunumlar yapabilmektir. Bu programda, da sunum teknikleri derinlemesine çalışılarak, uygulamalarla beceriler pekiştirilmektedir.İleri Sunum Teknikleri Sunum hazırlama ve yapma konusunda deneyimli kişilere yönelik yürütülen bu programda, kişilerin ilgi çekiciliklerini, ikna düzeylerini artırmaları ve farklı katılımcı profillerine hitap edebilmek için temsil sistemlerini aktif olarak kullanır hale gelmeleri hedeflenmektedir.

Duygusal Zeka

Gerek profesyonel hayatta, gerekse özel yaşamda başarı ve mutluluğun temelinde duyguları yönetmek, etkin iletişim kurmak, olumlu düşünce ve ruh halini koruyabilmek ve çatışmaları kazan-kazan durumu oluşturacak şekilde çözebilmek yatmaktadır. Bu doğrultuda, kişisel ve kişiler arası becerileri hakkında farkındalık kazandırmak ve kişinin duygu, düşünce ve davranışlarını yönetebilir hale gelmesi hedeflenmektedir.

Empatik İletişim

Şirketlerde çalışanların birbirlerini doğru olarak anlaması ve algılananları uygun bir tepkiyle iletmesi, uyum içerisinde çalışabilmeleri ve ortak hedeflere ulaşmaları noktasında büyük önem taşımaktadır. Söz konusu program, bu konuda gerekli becerileri kazandırmayı amaçlamaktadır.

Güvenli Davranış Modeli

Kişilerin hem profesyonel, hem özel hayatlarında davranışları konusunda bilinçlenmeleri ve uygulama yönünde beceriler kazanmaları hedeflenmektedir.

Etkin İletişim Teknikleri

Kişilerin hayatlarında kullandıkları iletişim yöntemlerini gözden geçirerek geliştirmeye açık yönlerini tespit etmeleri ve bu yönlerini geliştirmeleri hedeflenmektedir.

Telefonda İletişim Teknikleri

Telefonda iletişim aslında şirketin imajını yansıtan ilk aşama olması itibariyle önemle üzerinde durulması gereken bir konudur. Bu programda, telefon kullanım teknikleri gözden geçirilmekte ve çeşitli çözüm yolları geliştirilmektedir.

Yaratıcılık ve Kişisel Motivasyon

Kişilerin potansiyellerini ve yaratıcı çözümler üretme yolundaki engelleri farketmeleri hedeflenmektedir. Yeteneklerini deneme fırsatı bulan kişiler edindikleri bilgi/becerileri, kendilerini ve ekip arkadaşlarını motive edecek doğru yöntemlerle bütünleştirerek performanslarına yansıtır hale gelmektedirler.

Profesyonel Ofis Yönetimi

Şirket içerisinde yönetici asistanının rolü, ofis içi iletişim, ofis yönetimi ile ilgili ipuçları ve profesyonel giyim gibi konular işlenmektedir.

Stres Yönetimi

Günümüzde, iş hayatında çalışanlardan beklenenlerin sürekli artması ve kişilerin bu beklentileri karşılama çabası yoğun olarak stresi kaçınılmaz kılmaktadır. Stresin insan davranışları, insan bedeni ve şirket üzerindeki etkilerinin işlendiği bu programda, kişilerin stres yaratan faktörlerin farkına varmaları ve stresle başetme yöntemlerini uygular hale gelmeleri hedeflenmekedir.

Zaman Yönetimi

Her bireyin farklı algılayıp farklı yaşadığı kaynağı olan “zaman”ı daha etkin kullanabilmek ve etkili zaman yönetimine ilişkin sorunların üstesinden gelmek amacıyla yürütülen programda, çalışanlardan iş ve yaşam kalitelerini artırmaları yönünde gelişmeler sağlanmaktadır.

Kişiler Arası İlişkilerin Geliştirilmesi

Söz konusu programda, çalışanların ilişkilerini daha sağlıklı bir şekilde yürütebilmelerini ve çatışmaların yaşanmadan önlenebilmesi için farklı bakış açıları geliştirmelerini sağlamak hedeflenmektedir.

Profesyonel Yaşamda Kişisel İmaj

Şirket kültürünün oluşmasında ve sürekliliğin sağlanmasında müşterimiz tarafından bir bütün olarak algılanan ürün ve hizmet kalitesi, kurum içi ve dışı ilişkilerin yanı sıra, çalışanların kişisel imajları da çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu programda, kişisel imaj ve kurum imajının tutarlı olması, kişisel imajda görüntü faktörü ve başarı için giyim konuları işlenmektedir.

Hizmet Kalitesi ve Müşteri Odaklılık

Kurumlarda ortak bir bilinç yaratmak ve bunu yaygınlaştırmak amacıyla tasarlanmış bu eğitimde, hizmet kalitesi kavramı ve hizmet kalitesinde yaşanan sorunlar, iç ve dış müşteri hizmeti, profesyonel davranışlarla kurum imajını müşteriye iletmek gibi konulara değinilerek çalışanların profesyonellik bilinciyle hizmet anlayışlarını ve iletişim yöntemlerini gözden geçirmelerini sağlamak hedeflenmektedir.

Müzakere Teknikleri

Kişilerin, karşılıklı anlaşmaya varabilmek için uygun müzakere becerilerini kullanmaları, müzakere gerektiren durumlar ile başedebilir ve müzakere tekniklerini etkin olarak kullanabilir hale gelmeleri hedeflenmektedir.Kişisel gelişim eğitimleri, şirket içinde tüm pozisyonlardan çalışanların katılımlarına açıktır.

Yukarıda her eğitim için ayrı ayrı belirtilen hedefler, aslında genel olarak kişilerin sahip oldukları sınırsız yeteneklerini bilinçli olarak kullanmaları ve geliştirmeleri olarak tek bir başlık altında toplanabilir. Kendini bu yönde geliştirmeye çalışan kişiler için önemli olan kalıcı bir davranış değişikliği yaşamaktır.

Bu nedenle, kişisel gelişim eğitimleri boyunca öğrenilenleri, bu amaca yönelik bir başlangıç adımı olarak kabul etmek ve bundan sonraki yaşama kendinden daha fazla emin olan bir kişi olarak devam etmek, eğitimlerin hedeflerine ulaşması noktasında çok büyük önem taşımaktadır.
Kişilerin profesyonel hayattan neler beklediklerini belirleyip bunlara ulaşmak notasında güçlü yönlerini bulmaları ve geliştirmeleri, “Kişisel Gelişim” eğitimleri ile başlayacak ve kişiler aldıkları eğitimi davranışlarına olumlu yönde yansıttıklarında iş performanslarını da artırarak devam edecektir.

Sağ beyin - Sol beyin karmaşası

HEr şeyden önce kendimizden başlayarak girmek istiyorum. Çünkü kendini geliştirme ile ilgili tüm konular somut ama davranışlarımız ve fiziksel koşullar somuttur. Bakalım tüm düşüncelerimizin cirit attığı, davranışlarımıza karar veren beyin denen yağ kütlesinde neler olup bitiyor.


Bazı yerlerde okumuşsunuzdur. Sağ beyin şu işleri yapar sol beyin de bu işleri. Önce hatırlatma amacıyla bir özet çıkarmak istiyorum:

Sağ beyin (lob) işlevleri:
  • Sağ beyin sol tarafımıza hükmeder
  • ritim,
  • hayal kurma,
  • renkler,
  • boyut,
  • hacim,
  • müzik
  • beynin artistik tarafı oluşturmakta,
  • detaydan çok resmin bütünüyle ilgilenmekte
  • bilgiyi şekil ve hayal gücüyle işlemektedir.

Sağ lobun duygular ve hayallerin etkisinde olduğu ve fotoğrafik, yani bütünsel öğrendiği ortaya çıktı. Bu yüzden bilgiyi sıra ile işleyen sol lobun aksine sağ lobun öğrenmede çok daha hızlı ve etkili olduğu anlaşıldı

Sol beyin (lob) işlevleri:

  • Sol beyin ise sağ tarafımızı yönetir.
  • konuşma,
  • matematiksel işlemler,
  • diziler,
  • sayılar
  • analiz
  • mantıklı ve doğrusal çalışır.

Araştırma sonuçları beynin sağ lobunda da, gibi fonksiyonların icra edildiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, insanın mucitlik ve üretkenlik kısmı sağ lob fonksiyonları arasında yer almaktadır. Sadece sol lobu gelişmiş olan ve bu lobu iyi kullanan insanların üretken düşünebilmesi için sağ loblarını da geliştirmeleri gerekmektedir. Öğrendikleri konular ve formüllerden yeni şeyler üretebilmeleri için beynin sağ lobunu da işin içine katmaları gerekmektedir.


Beynin her iki lobu birbirini tamamlayan fonksiyonlara sahiptir. Her iki lob arasında yoğun sinir lifinden oluşan “korpus kallosum” ağ demeti bulunur. Bu ağ, beynin sağ ve sol lobu arasında sürekli bilgi alışverişinin yapılmasını sağlayan bir köprüdür.


Sağ beyin yaratıcılığı, duygusallığı, seslere ve renklere, hayal gücüne, sezgilere ve soyut algılamalara daha yatkın çalışırken; sol beyin mantıklı, sistematik ve analitik düşünmeye, yazı ve sayılara, ölçme değerlendirme ve eleştirmeye daha yatkın olarak çalışmaktadır. Beyinlerinin bir yarısını diğerine göre daha iyi kullanan kişiler, işleri ve ilişkileri bu boyutta çalışan yarıküre’nin yeteneklerine ihtiyaç duyduklarında zorlanırlar ve başarısız olurlar.

yani özetle: ben bilmem "beyin" bilir :)